MAINICHI SHIMBUN: "İNSAN ve DÜNYA 2001... TÜRKİYE'NİN KURUCUSUNUN MANEVİ
KIZI... KADINLARIN EĞİTİMİ, DEVLETİN HEDEFİ"
TOKYO, 19/03(BYE) - Trajı günde 4.050.000 olan Mainichi Shimbun
Gazetesinin, 19.03.2001 tarihli sayısında, Yoshiaki ITO imzasıyla
yayımlanan, Ankara çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
Modern Türkiye'nin kurucusu Kemal Atatürk, yaşama gözlerini yumduktan
60 yılı aşkın bir süre sonra, bugün bile büyük ilgi gören siyasi
bir önderdir. Ülke içinde birçok mekanda büstleri, devlet daireleri
ve restoran gibi yerlerde portresi bulunur. Türklerin Atatürk
için hissettikleri, inanca yakındır.
Atatürk'ün manevi kızı olarak yetiştirilen, Türkiye'nin ilk kadın
pilotu, ülkenin modernleştirilmesi ve kadın haklarının sembolü
olan 88 yaşındaki Sabiha Gökçen, eskiden beri görüşmek istediğim
birisiydi. Başkent Ankara'daki bir apartman dairesinin ikinci
katında, sakin bir hayat süren Sabiha Hanımı ziyaret ettim ve
"Babam Atatürk'ü" ondan dinledim.
Türkiye'nin kuzey batısında bulunan Bursa'da 1913 yılında 6 çocuklu
memur bir ailenin en küçük çocuğun olarak doğdu. Küçük yaşta anne
ve babasını kaybetti. Bursa'yı ziyaret eden Atatürk'ün ilgisini
çektiği ve manevi evlat edinildiğinde 12 yaşındaydı. 1935 yılında
kurulan Hava Okulu'nun ilk bayan öğrencisiydi. Eski Sovyetler
Birliği'nde de eğitim gördü ve Türkiye'nin ilk kadın pilotu oldu.
1938 yılında çeşitli Balkan ülkelerini ziyaret etti ve ordunun
yıldızı olarak diplomatik sahada da rol oynadı. 1964 de emekliye
ayrıldı. Bu arada 40 yıllık pilot arkadaşıyla evlendi. Ancak 3
yıl sonra eşi hastalığa yakalandı ve yaşamını yitirdi. Bugün Ankara'da
manevi kızıyla hayatını sürdürüyor.
Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)... Osmanlı Devleti'nde bir
asker olan Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan
Osmanlı'dan 1923 yılında bir Cumhuriyet yarattı ve ülkenin ilk
Cumhurbaşkanı oldu. 1934 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi
kendisine Atatürk (Türklerin babası) ismini verdi.
Laiklik, Arap harflerinin kaldırılarak yerine Latin alfabesinin
kabulü, birden fazla kadınla evliliğin yasaklanması gibi seri
reformlara girişti ve modern Cumhuriyet'in temellerini attı. Eşinden
boşandı. Altı kız ve bir erkek manevi çocuk büyüttü. 1938 yılında
hayata veda etti.
Soru: Atatürk ile yaşadığınız en özel hatıranız
nedir?
Yanıt: Manevi babamın Bende 200'den fazla
fotoğrafı ve her biriyle ilgili ayrı ayrı hatıralarım var. İçlerinden
birini seçmek zor. İçimde O'nun için hissettiğim bir çok şey var
ve onların birini seçmek de zor. Bana verdiği eğitim için O'na
minnettarım. Ben çocukken, kadınların erkeklerle eşit alma imkanı
yoktu. Ama Manevi babam, kadınların eğitimini devlet hedeflerinden
biri olarak düşündü ve manevi çocuklarını da eğitti. Ben 12 yaşında
manevi evlat edinildikten sonra, başkent Ankara'da ilkokula gittim.
O zamanlar benimle birlikte üç kız evlat Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde
ilkokula gidiyorduk ve Atatürk'e "Paşa" diye htap ediyorduk.
Okuldan döndüğümüzde Paşa, o gün öğrendiklerimiz hakkında bizi
sınava tabi tutar ve özel ödevler verirdi. Eğitime ilgisi ve verdiği
önem büyüktü. Daha sonra, İstanbul'daki Amerikan Koleji'ne devam
ettim. Ardından, O'nun direktifiyle Paris'teki Fransızca okulu
ve pilot okulunda yeterince eğitim aldım. Manevi babam hayatımın
mimarıdır diyebilirim.
Soru: Neden Pilotluk?
Yanıt: Küçük yaşlardan itibaren yüzme ve
binicilik gibi çeşitli sporlara ilgim vardı ve manevi babam, "Mükemmel
bir pilot olursun" dedi. Ülkede herkes soyadı almaya başladığı
zaman manevi babam bana, "gök" kökünden gelen Gökçe
soyadını verdi. O andan itibaren içimde uçmaya karşı bir heves
başladı. Bir yıl sonra (1935) babam, Türkiye'nin ilk hava okulunu
kurdu. Ben okulun açılış törenine katıldım ve ilk kadın öğrencisi
oldum.
Soru: Atatürk pilot olmanız için emir mi verdi?
Yanıt: Öyle bir şey yok, ama pilot olmama
sevindi. Tek başıma ilk uçuşumu bugün bile hatırlarım. Bir gün
önce manevi babamla eğitim okulunda öğretmenimin de katıldığı
bir akşam yemeği yemiştik. Orada babam ilk kez, "erken uyu"
dediği için şaşırmıştım. Nedenini o an bilmiyordum. Ertesi gün,
manevi babamın, tek başıma uçacağımı öğretmenimden işittiğini
sonradan öğrendim. Ertesi sabah, manevi babamla havaalanına (bugünkü
Atatürk Havaalanı, İstanbul) birlikte gittik ve bağımsız uçuş
yapacağımı söyledi. Manevi babam uçuşumu izlerken, önce küçük
bir daire, daha sonra da büyük bir daire çizerek uçtum. Havaalanına
iner inmez manevi babamın yanına koştum ve eline şükran öpücüğü
kondurduğum esnada, "Türk kadını her şeyi başarır" dedi.
Soru:Atatürk'ün manevi kızı ve ilk kadın pilot
olarak çok dikkat çektiniz. Büyük bir önderin kızı olarak yaşamak
zor değil mi?
Yanıt: Manevi babam o noktaya her zaman
önem verirdi. Bizim açımızdan bunun bir yük olmaması için gayret
sarfederdi.Atatürk'ün kızı olarak; Türkiye'nin Atatürk'ün istediği
gibi bir ülke olması için hayatımı vakfettim. Atatürk'ün manevi
kızı olmaktan pişman değilim ve bunu baskısını da yaşamadım.
Soru: Atatürk, Türk siyasetini İslamiyet'ten
ayırıp, laikliği uygulayarak batılılaşmaya yöneldi. Bu konuda
ne dersiniz?
Yanıt: Ben bir Türk olarak, laikliği destekliyorum.
Bir kısım köktendinciler hariç, Türk halkı laikliği seçmiştir
ve o bir kısım köktendinciler de Atatürk'ün kazandırdığı laikliğin
önemini kabul ederler.
Soru: Atatürk'ten sonra Türkiye'de O'nun gibi
karizmatik bir lider çıkmadı. Bu hususta ne düşünüyorsunuz?
Yanıt: Bugünkü liderler hakkında siyasi
fikir beyanında bulunmak istemiyorum. Atatürk'ün büyüklüğü, bugün
bile kalplerdeki varlığını sürdürüyor olmasındandır. Diğer liderler
zamanla unutuluyorlar, ama O bugün bile Türk milletinin itici
gücü olmaya devam ediyor.
Soru: Bugün yapmak istediğiniz birşey var mı?
Yanıt: Geçen yıl sol omzumu ve sağ kolumu
kırdığımdan bu yana, odamdan pek çıkamadan hayatımı sürdürüyorum.
İyişeştiğimde, ülke içinde seyahate çıkmak istiyorum. Atatürk,
Türkiye'nin bir an önce Batılı ileri ülkeler seviyesine ulaşılmasını
ve onları geçmesini arzuluyordu. Türk milleti ve toplumunun, Atatürk'ün
gösterdiği istikamette ilerleyeceğini düşünüyorum. Özellikle gençlerle
konuşarak, o değişimi görmek istiyorum.
Atatürk'ün İnancındaki Tehlike
Büyük Britanya, Pers İmparatorluğu...Tarih, batan bir imparatorluğu
yaşatmanın hemen hemen imkansız olduğu gerçeğini öğretir.
Bizans İmparatorluğu'nu tarihe gömen, altı yüzyıldan fazla Asya,
Afrika ve Avrupa'ya uzanan bir bölgede parlayan Osmanlı İmparaorluğu
da bir istisna değildi. Birinci Dünya Savaşı'ında yıkılan büyük
İmparatorluğun, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti olarak yeniden doğmasında,
Batılılaşmasının ve İslamdan uzaklaşmasının etkisi olduğu söylenebilir.
Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye, İslam'ı devletin
çekirdeğine yerleştiren komşusu İran'dan büyük bir farklılık sergilemektedir.
İslam dünyası içinde yer almakla birlikte, kendine özgü bir yol
benimseyen Türkiye halkını birleştiren faktör, ilk Cumhurbaşkanı
Atatürk'tür.
Atatürk'ün büyüklüğü,Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda
ve hayata veda ettiği 15 yıllık süre boyunca Batılılaşmayı hedefleyen
reformların ateşleyicisi olmasındaydı. Osmanlı İmparatorluğu padişahları,
İslam Peygamberi Muhammed'in halifesi sıfatına sahiptiler. Atatürk,
ordu ve milletin desteğini arkasına alarak, devletten dini uzaklaştırmaya
çalıştı. Din ile siyaseti ayırarak, birden fazla kadınla evliliği
yasakladı ve İslam takvimi yerine Batı ile aynı takvimi kabul
etti.
Nüfusunun yüzde 99'dan fazlasının Müslüman olduğu ülkede, resmi
dairelerde namaz kılana rastlanmaz. İslam tatili olan cuma günleri
de çalışmaya devam edilir, hafta sonu tatili cumartesi ile pazar
günleridir. Herkez inancında hürdür.
Bunlara ek olarak, Atatürk, Arap harflerinden Latin
alfabesine geçmiş ve soyadı alma zorunluluğu getirmiştir. O batı
standartlarını alırken, Batı dünyası ile iyi ilişkiler içinde
olmayı da hedefliyordu. Hayata gözlerini yumduktan sonra, ardından
gelenler, 1952 yılılnda Nato'ya girdiler. 1999 yılılnda AB'nin
üye adayı oldular ve resmi üyelik yolunda ilerliyolar. Atatürk'ün
yolunu takip ediyorlar.
"Atatürk, Türkiye'yi ileri ülkelerle aynı
seviyeye çıkardı. Kabri, halkın O'nu unutmaması, birlik ve beraberlik
ruhunu sürdürmesi için sembol gibidir" diyor, Anıtkabir İdare
Kurulu Başkanı Turhan Örgen ve Atatürk'ün bugün bile halkın manevi
destekçisi olarak yaşandığını vurguluyor.
Geçtiğimiz yıl Anıtkabir'i ziyaret edenlerin sayısı, turistlerle
birlikte, 6 milyon 150 bin kişiye yakın.
Aslında Atatürk'ün manevi kızı Gökçen hanımın adını
ilk kez 80'li yıllarda Anıtkabir'e mesleki bir çalışma için geldiğimde
duymuştum. Atatürk'ün manevi çocuklarından hala faal olarak çalışanlar
vardı ama içlerinde yıldız derecesinde Türkiye'nin ilk kadın pilotu
Sabiha hanımdan daha öne çıkanı yoktu. Defalarca görüşme talebinde
bulundum. On yılı aşkın bir süre sonra gerçekleşen mülakat, Sabiha
hanımın sağlık sorunlarından dolayı sadece beş dakika ile sınırlıydı.
Ama, çay içerek yaptığımız sohbet bir saati buldu.
Görüşme sırasında, Atatürk'ün kızı olduğunu belli
eden asaleti hissettim. Gökçen Hanım'ın Atatürk'e karşı olan inancı,
hayranlık verici. Fakat ülke içinde bugün Atatürk'e olan inançta
farklılıklar yaşanıyor. Siyasi eleştirmen Haluk Şahin, Atatürk'ü
"İdeal ötesi yaşayan bir varlık" olarak değerlendiriyor.
Sadece Haluk Şahin'in değil, siyasetle uğraşanların,
aydınların, istisnasız Türkiye'de karşılaştığım tüm insanların
odalarında Atatürk'ün portresi vardı. Despotizmde liderlerin portlerine
her yerde rastlanır. Fakat, ölümünün üzerinden yarım asırdan uzun
bir zaman geçmesine rağmen, toplumun hala O'na tapıyor olması
bir tehlike hissi uyandırıyor.
Atatürk'ün Batılılaşmayı seçmesi karşısında Türk
siyaset adamlarının Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkmaları zordur.
Atatürk'ün kararlarına kimse karşı çıkamaz. Buna benzer düşüncelerin
farkedilmeden gelişmesi endişe yaratıyor. Atatürk'ün olduğu için
bugün Türkiye'nin varolduğu yadsınamaz bir gerçek fakat ölümünden
sonra, O'nu geçen bir karizmanın ortaya çıkmayışı,Türkiye'nin
bir trajedisi olsa gerek. (GÖ/SK)(AG/EN)